1- Selefi düşünceye göre, İslam dini, Allah ile elçisinin ortak yapımıdır. Bu sebeple Sünnet, Kur'an ayetlerini nesheder.
2- Selefiyeye göre; dinde aklın kullanılmasına gerek yoktur. Yüce Allah'ın muhatabı birey değil toplumdur. Toplumun yöneticileri çoban toplumun geri kalanı da sürüdür.
3- Selefi düşünceye göre, Kur'an dinin yegâne kaynağı değil, kaynaklardan biridir. Dinin yaşanması için Kur'an'a gitmeye bile gerek yoktur. Çünkü sünnet ve hadis, Kur'an'ı içermektedir.
4- Selefi zihin, Kur'an'da konumu belirlenmiş olan peygamber algısını değiştirmiştir. Peygamberi elçi konumundan çıkarıp, dinin sahiplerinden biri durumuna yükseltmiştir. Doğrusu Selefiye, İslam'ı Muhammedilik olarak algılamaktadır.
5- Selefi mantık, Kur'an'ın özenle üzerinde durduğu vahiy algısını da bozmuştur. Gayri metluv vahiy, hadis-i kutsi gibi Kur'an açısından anlaşılması olanaksız kavramlar üretmiştir.
6- Selefi anlayış, ilim kavramının içeriğini değiştirmiş; ilmi hadislerden ibaret görmüş, âlem kitabını, insan kitabını ve Kur'an kitabını ıskalamıştır.
7- Selefi yaklaşıma göre doğru ile yanlışın toplamı doğru eder. Kur'an'a göre ise doğru ile yanlışın toplamı yanlış eder. Bu mantığın sonucunda İslam, Müslüman geleneğin yarattığı mitolojinin kurbanı olmuştur.
8- Selefi anlayış, tarih algısını da değiştirmiştir. Müslümanı tarihin faili olmaktan çıkarmış, tarihin makduru durumuna düşürmüştür. Müslüman bireyin onuru, kutsal nesiller teorisi ile zedelenmiştir. Geçmişe sığınan, bu güne yabancı ve geleceği planlamayan Müslüman modelini öne çıkarmıştır...